
Yoga bugün her zamankinden daha popüler. Stüdyolar, uygulamalar, sosyal medya akışları; her yerde karşınıza çıkıyor. Ama çoğu zaman gözden kaçan bir nokta var: Yoga, düşünüldüğünün aksine yalnızca bir egzersiz türü değil. Bedeni ve kasları çalıştırmanın çok ötesinde, stresle baş etmeyi ve kendini bir bütün olarak hissetmeyi destekleyen bir yaşam felsefesi. Bu yazıda yoganın ne olduğu kadar ne olmadığına da bakacağız. Önce neden bir yaşam biçimi sayıldığını, sonra hakkında en sık duyduğumuz yanlış inanışları, en sonunda da pratiği derinleştiren temel kavramları sade bir dille ele alacağız.
Yoğun bir tempoda yaşıyoruz ve gün boyu biriken gerginlik çoğu zaman farkına bile varmadığımız bir yüke dönüşüyor. İşte yoga felsefesinin kalbinde bu yükle barışmak yatıyor. Düzenli bir yoga pratiği, bedeninizde ve zihninizde biriken stresi azaltmanıza yardımcı olabilir. Stresinizi yönetebildiğinizde hem bedensel hem zihinsel olarak gevşemek, daha olumlu bir bakış geliştirmek ve kendinizi bir ve bütün hissetmek kolaylaşır.
Yoganın felsefesi aslında çok pratik bir gözlemle başlar: Mat üzerinde hangi pozda zorlandığınızı, nefesinizi nerede tuttuğunuzu ya da kontrol edemediğinizi fark ettiğinizde, çoğu zaman günlük hayatınızda da çözülmeyi bekleyen benzer düğümler olduğunu görürsünüz. Beden ve zihin birbirinin aynasıdır, birinde açtığınız alan diğerine de yansır.
Çoğumuz zihinde yaşamaya koşullanmışızdır, bedeni yalnızca bizi bir yerden bir yere taşıyan bir araç gibi görürüz. Oysa dış dünyaya dair pek çok şeyi beden duyumlarımız üzerinden öğreniriz ve duygularımız da böyle şekillenir. Bedeninizi dinlemek, enerjinin nerede biriktiğini ve nereye aktığını fark etmek, alışkanlık kalıplarını kırıp yeniliğe alan açmanıza yardımcı olabilir.
Tam da bu yüzden yoga, özünde fiziksel olmaktan çok zihinsel bir pratiktir. Buna kimi zaman zihin yogası da denir: bedeni ve nefesi, dağınık ve sürekli koşuşturan zihni dinginleştirmek için bir araç gibi kullanmak. Asanalar yani duruşlar ve nefes teknikleri en temelde zihnin dalgalanmalarını yatıştırmayı amaçlar. Zihinsel esneklik bedensel esnekliği besler, bedenin esnemesi de zihnin sınırlarını genişletir. Hepsinin en üstünde ise farkındalık durur: her ana, her nefese ve her harekete eşlik eden sakin bir dikkat.
Yoganın temel felsefesine göre bedende biriken stres zamanla bir tür tıkanıklığa dönüşebilir. Pratik sırasında nefesle birlikte bu tıkanıklıkların çözülmesi, bedendeki enerji dengesini yeniden kurmanıza destek olabilir.
Yoga hakkında pek çok şey duyuyoruz ve bunların bir kısmı maalesef yanlış. Bu yanlış inanışlar çoğu zaman insanları matla tanışmaktan alıkoyuyor. Gelin, en sık karşılaşılan dördüne birlikte bakalım.
İlk yanlış: Yoga bir spor dalı değildir. Evet, asana adını verdiğimiz duruşlar iskelet ve kas sistemini çalıştırır, zorlayıcı hareketlerden geçerken terleyebilir hatta sırılsıklam olabilirsiniz. Ama olan biten yalnızca bedenin fiziksel katmanında değildir. İşin bir de enerjisel boyutu vardır ve asıl dönüşüm orada başlar. Devreye nefes girer. Nefes, hem duruşların içinde bedende yer açmanıza yarar hem de bir tür meditasyon nesnesidir; yani beden ile sürekli düşünen zihin arasında bir köprü kurar.
Sporda da efor, performans ve kondisyon vardır, bu doğru. Ama spor ağırlıklı olarak performans odaklıdır. Yoganın bir spor gibi algılanmasının en büyük nedeni de tam burada: Modern dünyanın her şeyi performans üzerinden tanımlama eğilimi, zaman zaman yogayı ruhsal derinliğinden uzaklaştırıp sıradan bir wellness ürününe indirgeyebiliyor. Oysa yoganın amacı bir rekora ulaşmak değil, bedeni ve zihni birlikte dengelemektir.
İkincisi: Yoga geçici bir trend değildir. Bu kadar kadim bir yol neden bu kadar yeniymiş gibi pazarlanıyor diye sorabilirsiniz. Çünkü yoga da zaman zaman tüketim kültürünün bir parçası hâline geliyor. Şık yoga stüdyoları, pahalı taytlar, tütsüler ve rengârenk matlar tek başına kötü şeyler değil, ama yogayı bir görsel gösteriye dönüştürdüklerinde onun derinliğini gölgeleyebiliyorlar. Yoga görsel bir sanat değildir; ne giydiğiniz ya da hareketleri ne kadar estetik yaptığınız, pratiğin özüyle ilgili değildir.
Sosyal medya çağında çoğu zaman kendimizi başkalarının gözünden tanımlıyor, görünür olmayı içe bakmaktan daha kıymetli sanıyoruz. Yoganın son yıllarda batının da etkisiyle yaygınlaşması güzel bir gelişme; daha çok insana dokunması umut verici. Yeter ki bu yaygınlık şekil üzerinden değil, daha derin ve varoluşsal bir yerden olsun. Çünkü gerçek yoga her şeyden önce zihni berraklaştırmak için bedeni ve nefesi kullanan içsel bir pratiktir.
Üçüncü yaygın efsane: Yogayı yalnızca çok esnek insanlar yapabilir ya da yoga sadece kadınlara uygundur. İkisi de yanlış. Yoga herkese açıktır ama herkes her an yogaya hazır olmayabilir, bu ayrı bir konu. Kilolu ya da zayıf, çok güçlü ya da değil, esnek ya da kaskatı olmanız matın üzerinde belirleyici değildir. Sabırlı ve disiplinli olduğunuz, hepsinden önce de bedeninizi tanımaya istekli olduğunuz sürece kapı size de açıktır.
Yoganın kadınlar arasında daha yaygın olması onu yalnızca kadınlara ait kılmaz. Unutmayın, asıl esneyen beden değil zihindir. Gerçek güç bir şeyi kontrol altına almak ya da daha fazla performans göstermek değil; kendini tanımak, anla ilişki kurabilmek ve zorluğa direnmeden onu olduğu gibi kabul edebilmektir. Bunların hiçbiri cinsiyet ayrımı gerektirmez; erkekler de güç ile esnekliği, beden ile zihin kontrolünü pekâlâ bir arada barındırabilir.
Son olarak: Yoga bir din değildir. Kökeni Hindistan'ın felsefi geleneklerine dayanır, ama herhangi bir dine inanmayı şart koşmaz. Tarihi yaklaşık üç ila beş bin yıl öncesine uzanı. Vedalar ve Upanişadlar gibi eski metinlerde sıkça anılır ve neredeyse hepsinde meditasyon, nefes kontrolü ve zihinsel disiplin gibi temalar öne çıkar.
Yoga felsefesini derleyip geniş kitlelere duyuran kişi olarak Patanjali kabul edilir. Yaklaşık MS 200 civarında yazdığı Yoga Sutraları, yoganın temel metinlerinden biridir ve yogayı sekiz basamaklı bir yol olarak tanımlar. Ahlak, disiplin, beden ve nefes terbiyesi gibi adımları içeren bu yol raja yoga olarak da bilinir. Bu basamakların benzerlerine pek çok manevi gelenekte rastlanır; yine de yoga özünde bir dinden bağımsızdır ve tamamen kişisel, ruhsal, zihinsel ve bedensel bir pratiktir. İşte bu yüzden farklı inançlardan gelen herkese açıktır.
Yogaya yeni başladıysanız ya da başlamaya karar verdiyseniz, Sanskritçe (Hindistan kökenli kadim bir dil) terimler ilk başta yabancı gelebilir. Bunları bir ders gibi ezberlemek zorunda değilsiniz. Pratiğiniz derinleştikçe bu kavramlara ve anlamlarına yavaş yavaş aşinalık kazanırsınız. Zamanla bedeninizde karşılık bulduklarını fark edersiniz. Aşağıda en sık kullanılan terimleri, yolunuzu aydınlatması için sade bir çerçevede topladık.
Asana, yoga hareketlerine yani duruş pozisyonlarına verilen Sanskritçe isimdir. Pratik sırasında zorlanma, terleme ya da titreme hissedebilirsiniz. Ama asanalardaki amaç kusursuz bir beden formuna ulaşmak değildir, zaten mükemmel form diye bir şey yoktur. Önemli olan bedeninizin sınırlarını fark etmek ve o sınırların içinde rahatlayabilmektir. Pratik arttıkça bu duruşlar bedeniniz için bir ihtiyaca dönüşür ve daha keyifli, daha kolay bir hâl alır.
Düzenli pratikle kaslar güçlenebilir, cildiniz daha canlı görünebilir ve beden genel bir huzur hâline geçebilir. Stresinizi yönetmek bedeninizdeki ağrıların azalmasına ve zihinsel sakinliğin artmasına katkı sağlayabilir, asanalar daha pozitif düşünmeyi de destekler. Uygulanan fiziksel postürler kan dolaşımını destekleyebilir ve daha fazla oksijen almanıza yardımcı olabilir. Oksijen alımı arttıkça dokularda, kaslarda ve iç organlarda canlılık artabilir, duruşlar iç organlar üzerinde nazik bir masaj etkisi yaratarak taze ve oksijen açısından zengin kan akışını destekleyebilir.
Asanalar genel olarak ikiye ayrılır: hareketli ve sabit asanalar. Hareketli asanalarda beden ısısı artar ve esneklik kazanırsınız. Bu süreç toksinlerin deri ile akciğerler yoluyla atılmasına yardımcı olabilir. Sabit asanalarda ise pozisyonun içinde kalıp nefesinizle çalışırsınız, bu da zihni sakinleştirebilir. Örneğin sabit duruşların uzun süre tutulduğu yin yoga gibi pratikler, bu dingin ve içe dönük hâli besleyen yaklaşımlardandır. Böylece daha huzurlu, pozitif ve farkındalıklı bir beden hâli oluşabilir.
Çakralar ruhsal yapı, kişilik ve fiziksel beden arasındaki bağlantıyı kuran enerji merkezleridir. Sanskritçede tekerlek anlamına gelen çakraların, enerjinin bedende dönen merkezleri olduğu kabul edilir. Bedende yedi temel çakra bulunur: kök çakra (muladhara), svadisthana, manipura, anahata, visuddha, ajna ve taç çakra (sahasrara). Her biri farklı bir bölgeyle ilişkilidir ve bedensel tepkilerde, içsel süreçlerde, dış dünyayla kurduğunuz ilişkilerde belirli işlevler üstlenir.
Stres, yoğun duygular ya da düşünce karmaşası bu merkezlerin dengesini bozabilir, ilgili çakra bir tür blokaj yaşayabilir. İşte burada belirli duruşlar devreye girer. Her çakraya özel çakra dengeleme duruşları, o bölgedeki enerjiyi canlandırmaya ve blokajları azaltmaya yardımcı olabilir. Yedi merkezi tek tek ele alan 7 çakra dengeleme çalışmaları ve bu duruşları nefes teknikleriyle birleştiren çakra dengeleme meditasyonu, daha sakin ve farkındalıklı bir bilinç hâlini destekleyebilir.
Pranayama, prana (yaşam enerjisi) ve ayama (kontrol, düzenleme) kelimelerinden oluşur. Kısaca nefesinizi kontrol ederek bedeninizdeki enerji akışını düzenlemeyi amaçlayan bir çalışmadır. Düzenli pranayama, bedeni ve zihni dengelemeye ve enerji akışını desteklemeye yardımcı olabilir. Örneğin kapalabhati nefesi beden ısısını ve enerjinizi yükseltebilirken, nadi şodhana (nadi temizleme) çalışması enerji kanallarındaki tıkanıklıkları azaltarak stresi dengelemenize destek olabilir.
Bandha, Sanskritçede kilit demektir. Duruşlar sırasında nefesle birlikte belirli kas gruplarının kontrollü biçimde kasılmasını ifade eder. Nefes burundan alınıp verildiğinde enerjinin bedende daha dengeli dağıldığına inanılır. Yogada en sık kullanılan üç bandha mula bandha (kök kilidi), uddiyana bandha (karın kilidi) ve jalandhara bandha (boyun kilidi) olarak bilinir.
Mudralar ise pratiği derinleştirmek ve enerjiyi belirli bir yöne yönlendirmek için yapılan el pozisyonlarıdır. Beş element felsefesine dayanır. Her parmağın farklı bir elementi temsil ettiği kabul edilir ve mudralar enerji akışına göre farklı amaçlarla kullanılır.
Mantralar ise zihni sakinleştirmek, konsantrasyonu artırmak ve zorlayıcı zihinsel durumlardan çıkmak için tekrar edilen hece ve sözcük gruplarıdır. Ses, ritim ve melodiyle birleştiğinde zihinsel denginizi desteklemeye yardımcı olabilir.
Om sesi, Hinduizm inancında kutsal kabul edilen cennet, dünya ve yeraltı dünyasını temsil eder. Yoga geleneğinde ise bilincin bütününü simgeleyen evrensel bir ses olarak görülür ve kök mantraların başlangıcı sayılır. Birlikte söylendiğinde beden, zihin ve ruhun hizalandığına, bir bütün olma hâlinin desteklendiğine inanılır; bu yüzden pratiklerde sıkça kullanılır.
Drishti, özellikle sabit duruşlarda ve denge pozlarında gözlerinizi kapatmanız ya da tek bir noktaya odaklanmanız anlamına gelir. Bu odak hâli zihni yavaşlatabilir ve konsantrasyonu destekleyebilir. Böylece beden ile zihin arasında daha güçlü bir bağ kurulur. Yoga felsefesinde drishti, bakışınızın ve odağınızın nereye yöneldiğini fark etmenize de yardımcı olur.
Namaste, pratiğin sonunda kullanılan bir selamlaşma, saygı ve hürmet ifadesidir; aynı zamanda fiziksel bir jesttir. Savasana, yani ceset duruşu, yoganın en rahatlatıcı duruşlarından biridir. Pratiğin sonunda sırt üstü uzanıp gözlerinizi kapatarak uygulanır. Buradaki amaç bedeni tamamen serbest bırakmak ve dinginlik hâlinde kalmaktır.
Buraya kadar konuştuğumuz her şey aslında tek bir noktada buluşuyor: Yoga yolunda ilerlemek, en zor duruşu başarmak ya da en güzel kareyi yakalamak değildir. Asıl derinlik, her an kendinizle şefkatli, özenli ve bilinçli bir bağ kurabildiğinizde ortaya çıkar. Fiziksel pratiğin güçlenmesi elbette değerli. İnsan bedeninin sınırlarını ve potansiyelini keşfettikçe özgürleşir. Ama gerçek ilerleme durabildiğinizde, gözlemleyebildiğinizde, o anın üzerine düşünebildiğinizde ve sabırla yeniden başlayabildiğinizde gerçekleşir.
Güzel haber şu: Yoga size her an alan açar. İhtiyacınız olan tek şey farkındalığınız, fiziksel olaraksa belki yalnızca bir mat. Onu ister manzaralı bir köşeye, ister masanızla yatağınızın arasına serin. O gün bedeniniz çok rahat da olabilir, kaskatı da; zihniniz dolu da olabilir, bomboş da; nefesiniz sığ da olabilir, derin de. Bunların hiçbiri belirleyici değil. Bir niyet edip o alanın içine adım attığınızda yoga kendiliğinden başlar.
İsterseniz bu yolculuğa bir stüdyoda, isterseniz evinizin rahatlığında online yoga dersleriyle başlayabilirsiniz. Düzenli yoga dersleri ile pratiğinizi sürdürmek, hem bedeninizle hem zihninizle yeniden tanışmanıza yardımcı olabilir. Siz yalnızca matınızın o alanına adım atın, gerisi zaten yavaş yavaş gelir.
For live sessions and content → Click to download the app!