
Modern hayatın temposu çoğu zaman bizi kendi anımızdan koparır, zihnimiz ya geçmişte ya gelecekte gezinirken şu an parmaklarımızın arasından akıp gider. Oysa sakinliğin anahtarı çoğu zaman tam da buradadır: anda kalabilmek. Son yıllarda mindfulness yani farkındalık kavramının bu kadar konuşulmasının bir nedeni de budur; çünkü farkındalık, ister meditasyon minderinde ister günlük yaşamın ortasında, dikkatimizi şimdiye geri çağırmanın bir yoludur.
Bu yazıda anda kalmaya ve içsel dengeye giden birkaç farklı yolu birlikte ele alacağız: farkındalık meditasyonu, kadim bir gelenek olarak yoga, evrensel yaşam enerjisine dayanan reiki ve tek başınalığı farkındalıkla buluşturan honjok. Hepsinin ortak noktası, stres yönetimine ve bütünsel sağlık hâline daha sakin bir zeminden katkı sunabilmeleridir.
Farkındalık, ruhumuza ve zihnimize tuttuğumuz bir ayna gibidir, bir şeyin bilincinde olma hâlini ifade eder. Çevremizde ve içimizde olup biteni görmemizi, algılamamızı ve anlamamızı sağlar. İngilizcede mindfulness olarak bilinen bu hâle ulaşmanın en bilinen yollarından biri de meditasyondur. Farkındalık meditasyonunu tek başına bir rutin hâline getirebilir ya da başka meditasyon türleriyle birlikte uygulayabilirsiniz.
Tıpkı diğer meditasyonlar gibi farkındalık meditasyonu da sessiz ve huzurlu bir ortamda, doğru bir oturuşla başlar. Başınız ve omurganız aynı doğrultuda, dik olmalı. Rahat bir minderin üzerinde, kalçanız dizlerinizden biraz daha yukarıda olacak şekilde oturabilirsiniz.
Bedeniniz, dikkatinizi dağıtmayacak kadar rahatladığında gözlerinizi kapatın ve derin bir nefes alın. Önce nefesinize odaklanıp sakin, derin bir ritim yakalamaya çalışın; bu küçük bir nefes çalışması gibidir. Ardından duyularınıza, duygularınıza ve düşüncelerinize yönelin. Zihninizdeki kapıları tek tek aralayıp kendinizi geçmişten ya da gelecekten şimdiye çağırın. Düşüncelerinizin birer bulut gibi gözünüzün önünden geçişini izleyin; onları yargılamayın, başka türlü olmalarını dilemeyin. Yalnızca orada durun ve farkında olun.
Farkındalık meditasyonunun belirli bir süresi yoktur. On dakikayla başlayıp ilerleyen günlerde süreyi uzatabilirsiniz. Önemli olan, bunu günlük meditasyon gibi düzenli ve istikrarlı bir rutine dönüştürebilmektir.
Farkındalığı yalnızca mindere ayırmak zorunda değilsiniz, gün içinde de küçük pratiklerle besleyebilirsiniz. Örneğin dişlerinizi fırçalarken macunun tadını ve kokusunu fark etmek, fırçanın hareketlerini ve çıkardığı sesleri izlemek, o sırada aynada kendinize bakmak bile farkındalığınızı geliştirmeye yardımcı olabilir. Meditasyon için sessiz bir ortam, sizi iyi hissettiren bir ışık, rahat kıyafetler ve bir minder yeterlidir; dilerseniz hafif bir müzik, mum ya da tütsü de gevşemenizi kolaylaştırabilir.
Anın bilincinde olma hâli, yaşamın pek çok alanına dokunabilir. Farkındalık meditasyonunun kaygı ve stresi azaltmaya yardımcı olabildiği için, anksiyete ve depresyon gibi durumlarda destekleyici bir yöntem olarak değerlendirildiği belirtilir. Yine de bunun, profesyonel bir tedavinin yerine geçmediğini hatırlamak önemlidir.
Bunun yanında farkındalık, yediğiniz lokmanın tadını ve dokusunu fark ederek yemekle daha bilinçli bir ilişki kurmanıza ve düşüncelerinizi kabul ederek daha huzurlu bir uykuya geçmenize katkı sağlayabilir. Stres düzeyinin azalmasına yardımcı olabildiği için uzun vadede genel zihinsel sağlık ve bedensel esenliğe de olumlu yansıyabilir. Anda kalma ve çevreyi algılama beceriniz geliştikçe ilişkileriniz güçlenebilir, kararlarınızı daha sakin bir zeminden alabilir ve odaklanma beceriniz artabilir.
Anda kalma yollarının en köklülerinden biri de yogadır. Antik bir öğreti olan yoga nefes tekniklerine, esnekliğe ve güce odaklanarak esenliğe ulaşmayı amaçlar. Kökleri Hindistan'a uzanan bu gelenek, hem bir egzersiz hem bir meditasyon yolu olarak yoga ve meditasyonu aynı potada eritir. Sanskritçede yuj kelimesinden türeyen yoga birleştirmek, bir araya getirmek anlamına gelir ve aklın, bedenin ile ruhun birliğini ifade eder.
Yogada nefesin, bedenin ve zihnin dengeye kavuşması doğayla uyuma ve bütünlüğe ulaşmaya yardımcı olur. Pozlar yani asanalar bedenle çıkılan bir yolculuğu, nefes egzersizleri yani pranayama ise bu yolculuğun ritmini oluşturur.
Yoga, Hinduizm'in altı geleneksel felsefe okulundan biridir ve bir yolculuk olarak tanımlanır, çünkü öğrenci sekiz basamaktan geçer. Modern yoganın kurucusu sayılan Patanjali, Yoga Sutraları'nda bu yolu zihindeki dalgaları kontrol edebilme yolu olarak tanımlar. Ashtanga yoga olarak da bilinen bu sekiz basamak şunlardır:
Hinduizm'i dünyaya tanıtan ruhani lider Vivekananda, zihni dalgalarla bulanmış, dibi görünmeyen bir göle benzetir. Zihin düşüncelerden ne kadar arınırsa, o duru sakinliğe o kadar kolay ulaşır.
Yoga pek çok ekole ve türe ayrılır, teknikleri farklı olsa da hepsinin amacı aynıdır: bedeni ve zihni güçlendirip rahatlatmak. Öne çıkan türlerden bazıları şunlardır:
Bunların yanında tantra, terapötik yoga, hamile yogası, hamaklı yoga ve çocuk yogası gibi farklı türler de bulunur. Zihni analiz ederek kontrol etmeyi amaçlayan yoga meditasyonu, özellikle raja yoga geleneğinde öne çıkar.
Bazen sakinliğe giden yol, bir başkasının nazik rehberliğinde gevşemekten geçer. Japoncadan dilimize evrensel yaşam enerjisi olarak çevrilen reiki, tam da böyle bir uygulamadır. Her yerde var olan anlamındaki rei ve ruhsal yaşam enerjisi anlamındaki ki kelimelerinden oluşan reiki, ruhsal olarak yönlendirilmiş yaşam gücünü ifade eder.
Reiki, evrendeki her şeyin enerjiden oluştuğu fikrine dayanır; uygulayıcı, âdeta bir kanal gibi evrenin enerjisini kişiye aktarır. Bilim, reikinin nasıl işlediğini henüz net biçimde açıklayamasa da uygulama, aura olarak da bilinen biyoenerji alanı gibi teorilerle ilişkilendirilir. Tibet kaynaklı olduğuna inanılan bu teknik, bugünkü yaygın biçimini Japon Budist Dr. Mikao Usui'nin geliştirdiği Usui Reiki'ye borçludur.
Reiki, enerji blokajlarını gevşeterek yaşam enerjisinin bedende daha akıcı dolaşmasını hedefler, bu da derin bir rahatlama hissi yaratabilir. Araştırmalar bazı destekleyici etkilere işaret eder: Sezaryen doğum üzerine yapılan bir çalışma, reikinin ağrı kesici ihtiyacını ve doğum sonrası endişeyi azaltabileceğini; 2017'de diz protezi ameliyatı olan hastalarda yapılan bir çalışma ise ameliyat öncesi ve sonrası kaygıyı azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermiştir. Reikinin yarattığı esenlik hissinin, daha dengeli bir ruh hâline ve yaşam kalitesinde artışa katkı sağlayabileceği de belirtilir.
Bütün bunlara karşın reiki, tıbbi bir tedavinin yerini tutmaz; daha çok onu tamamlayabilecek bir rahatlama ve esenlik pratiği olarak düşünmek doğru olur.
Reiki yalnızca eğitimli uygulayıcılar tarafından verilir ve uzmanlar Japon sensei yani öğretmen geleneğine göre, aktarım yoluyla yetişir. Eğitim üç ana seviyeden oluşur. Birinci seviyede dokunarak enerji vermenin temelleri ile çakra, enerji bedeni ve aura kavramları öğretilir. İkinci seviyede yer ve zaman sınırı olmaksızın, semboller aracılığıyla çalışmaya geçilir. Üçüncü seviye ve onun ardından gelen Master Reiki ise yüksek derece şifa ile öğretebilme yetkinliğine odaklanır.
Tipik bir reiki seansı 20 ila 90 dakika sürer. Seans öncesinde beklentinizi ve niyetinizi uygulayıcıyla paylaşırsınız. Seans boyunca ise sessizlik korunur, böylece iki taraf da zihinsel olarak durulur. Sırtüstü uzanırsınız ve uygulayıcının elleri, bedeninizin en çok ihtiyaç duyduğu bölgeye sezgisel olarak yönelir. Bu sırada hafif bir ısınma ya da karıncalanma hissedebilirsiniz; seans sonrası kimi kişi sakin ve huzurlu, kimi daha enerjik ya da yorgun hissedebilir. Bu yönüyle reiki, bir tür rehberli meditasyon deneyimine de benzetilebilir.
Farkındalık her zaman gözleri kapatıp oturmak demek değildir, bazen tek başına geçirdiğiniz bir öğle yemeğinde ya da bir sinema seansında da ortaya çıkar. Güney Kore kökenli honjok felsefesi tam da bunu anlatır: Tek başına olmayı bir eksiklik değil, bilinçli ve keyifli bir seçim hâline getirmek.
Honjok oldukça yeni bir kavramdır. 2010 yılında tek başına yemek yiyen, gezen ve vakit geçiren kişiler için kullanılmaya başlanmış, 2017'de yaygınlaşmıştır. Rekabetçi iş hayatından ve toplumsal baskılardan yorulan bireyler, mutluluğu yeniden tanımlamanın bir yolunu burada bulmuştur. Temelinde şu düşünce yatar: tek başına olmak, yalnızlık anlamına gelmez. Kişi, kendisiyle baş başayken de mutlu olabilir.
Honjok, bilinçli tek başınalık içeren her eylemi kapsar. En bilinen biçimleri şunlardır:
Honjok, sosyal ilişkileri tümüyle bitirmeyi amaçlamaz, aksine anlamlı bağları korurken bireysel alanı güçlendirmeyi hedefler. Yalnızlık hissini bilinçli hâle getirip kendinize şefkatle yaklaşmak, sevdiğiniz aktivitelere zaman ayırmak ve sahip olduklarınıza minnet duymak; tek başınayken de dolu dolu bir yaşamın mümkün olduğunu gösterebilir.
Gördüğünüz gibi sakinliğe ve anda kalmaya giden tek bir yol yok. Kimi gün bir rahatlama meditasyonu ya da kısa bir farkındalık molası, kimi gün bir yoga pratiği, kimi gün reikinin nazik gevşemesi, kimi gün de honjokun bilinçli tek başınalığı size iyi gelebilir. Önemli olan, bunlardan birini deneyip kendinize küçük bir alan açmak.
Bu yolculuğa bugün başlamak için karmaşık bir şeye ihtiyacınız yok. Meditasyona başlamak için birkaç sakin dakika ve dik bir oturuş yeterli. İster bir merkezde ya da meditasyon derslerine katılarak, ister evinizin sessizliğinde online meditasyon ve stres yönetimi teknikleriyle ilerleyin; düzenli bir pratik zamanla hem zihninize hem bedeninize iyi gelebilir. En güzel başlangıç çoğu zaman, kendinize ayırdığınız ilk nefestir.
For live sessions and content → Click to download the app!