
Her çocuğun güvende hissetme ve sesinin duyulma hakkı vardır. Çocukları korumak yalnızca tehlikeleri uzak tutmakla değil; aynı zamanda onları kendi duygularını, sınırlarını ve haklarını tanıyacak biçimde güçlendirmekle ilgilidir. Bu güç, bir çocuğun bir şeylerin yolunda gitmediğini fark edip güvendiği birine anlatabilmesinin de temelidir.
Bu yazıda çocuk koruma ve güvenlik konusunda iki önemli başlığa bakacağız: çocukları istismara karşı güçlendirmenin yolları ve aile içi şiddetin çocuklar üzerindeki etkisi. Ebeveynlik yolculuğunun en zorlayıcı konularından biri bu olabilir, ama doğru bilgiyle çok şey yapabilirsiniz. Çocuk gelişimi hakkında bilgi edinmek isteyen herkes için hazırladığımız bu rehber boyunca tek bir mesajı aklınızda tutmanızı isteriz: Yardım vardır ve hiçbir istismarın ya da şiddetin sorumlusu, ona maruz kalan kişi değildir.
İstismarı önlemenin en güçlü yollarından biri, çocukları bilgi ve özgüvenle donatmaktır. Uzmanlar, istismarcıların çoğu zaman savunmasız ve kolay yönlendirilebilen çocukları hedef aldığını; ancak ebeveynlerin ve bakım verenlerin çocuklarını korumak için atabileceği pek çok somut adım olduğunu belirtiyor. İşte en önemlileri.
Bir çocuğa duygularının değerli olduğunu ve saygıyı hak ettiğini öğretmek, atılacak en temel adımlardan biridir. Bu, çocuğun her istediğini yapabileceği anlamına gelmez; sınırları korurken duyguyu da kabul etmek demektir. Örneğin yatmadan önce acıktım diyen bir çocuğa acıkmadın demek yerine, aç hissetmene üzüldüm ama kahvaltıya kadar beklememiz gerekecek demek hem sınırı korur hem duyguyu geçerli kılar. Duyguları ciddiye alınan bir çocuk kendi hislerini tanımayı öğrenir, bu da bir şeylerin yolunda gitmediğini fark etmenin ilk adımıdır. Bu yönüyle duyguları tanımak, sağlıklı çocuk gelişiminin de önemli bir parçasıdır.
Çocuklara bedenlerinin kendilerine ait olduğu mesajı erken yaşta, hatta iki yaşından itibaren verilebilir. Banyo ya da tuvalet eğitimi sırasında, yaşa uygun ve sade bir dille, uygun durumlar dışında kimsenin onların özel bölgelerine dokunamayacağını anlatabilirsiniz. “Bedenin sana ait ve özel. Biri sana dokunursa hemen bana söyle, çünkü seni güvende tutmak benim görevim” gibi cümleler, çocuğun güvenlik algısını güçlendirir. Çocuk büyüdükçe bu konuşmalar derinleşebilir, ne olursa senaryoları ve rol yapma çalışmaları eklenebilir. Bir başka güçlü adım da çocuğa dokunmadan önce izin istemektir. “Yakanı düzeltebilir miyim?” gibi küçük bir soru bile, çocuğa bedeni üzerinde söz sahibi olduğunu hissettirir. Böylece bir gün biri izinsiz davrandığında bunun farklı hissettirdiğine dair bir referansı olur. En önemlisi, bu kuralın herkes için, bir akraba ya da tanıdık için de geçerli olduğunu ve ne anlatırsa anlatsın ona her zaman inanacağınızı açıkça söylemektir. Pek çok çocuk, bunu açıkça duymadıkça bilmez.
Çocukların sır ile sürprizi ayırt etmesi kritik önem taşır, çünkü istismarcılar çoğu zaman çocuklardan sır saklamalarını ister. Bir sürpriz geçicidir ve sonunda mutlulukla açığa çıkar; bir hediye ya da doğum günü partisi gibi. Asla söylenemeyen, kişiyi kötü, üzgün ya da kafası karışmış hissettiren bir sır ise doğru değildir. Örneğin bir doktor muayenesinde özel bölgelere bakılması gerekebilir; bunun bir sır olmadığını, sağlığı için yapıldığını ve sizin de haberdar olduğunuzu anlatmak önemlidir.
Çocuklar, yaşadıklarına anlam vermek için yakınlarındaki yetişkinlere bakar. Bu yüzden kendi duygularınızı ve bedensel tepkilerinizi paylaşmak iyi bir rehberliktir. “Bu sabah trafikte kaldığım için sinirlenmiştim, midemde kelebekler vardı ve ellerim gerilmişti” gibi bir paylaşım, çocuğa duygularını fark edip ifade etmeyi öğretir.
Çocuklara duygusal dürüstlüğü ve fiziksel sınırları teşvik etmek, bedenleri üzerinde kontrol kazanmalarını sağlar. “Sarılmak istemiyorum ama tokalaşabiliriz” diyebilen bir çocuk, seçeneklerinin olduğunu öğrenir. Ne var ki çocuklar her zaman hayır diyemeyebilir ya da istismarı durduramayabilir. Bu yüzden onlara, hayır diyemeseler bile en önemli şeyin yaşananları güvendikleri birine anlatmak olduğunu söylemek gerekir. Ne olursa olsun onlara inanılacağını ve anlattıkları için başlarının derde girmeyeceğini açıkça belirtin. Bu güvence, bir çocuğun sessiz kalmakla konuşmak arasındaki farkı oluşturabilir.
Çocukların güvenliği, içinde büyüdükleri evin atmosferinden ayrı düşünülemez. Bu yüzden aile içi şiddeti tanımak ve ele almak, çocuk korumanın ayrılmaz bir parçasıdır. Yakın partner şiddeti olarak da anılan aile içi şiddet duygusal ve ekonomik baskıdan takibe, cinsel zorlamadan fiziksel şiddete kadar pek çok biçim alabilir. İlişkinin başında ilgili ve koruyucu görünen bir partner, zamanla kontrol edici ve korkutucu bir hâle gelebilir; şiddet başta seyrek olsa bile giderek sıklaşıp ağırlaşabilir.
Bir ilişkinin içinden bakınca şiddeti tek seferlik bir öfke gibi görmek kolaylaşabilir. Oysa şu davranışlar bir uyarı işareti olabilir:
Bu davranışlar çoğu zaman bir döngü hâlinde ilerler. Gerilim birikir, şiddet yaşanır, ardından özür ve değişme sözü gelir, sonra döngü yeniden başlar.
Aile içi şiddete maruz kalan kişiler bazen kendilerini sorgular. İstismarcı, kendi davranışlarını küçümseyip sizi suçlayarak bu kafa karışıklığını derinleştirebilir; buna gaslighting denir. Şiddetle baş etmeye çalışırken bazı kişilerde sağlığa zarar veren davranışlar, hatta kendine zarar verme eğilimleri gelişebilir. Ancak şunu net biçimde bilmeniz önemli: Bunların hiçbiri, istismarı hak ettiğiniz anlamına gelmez. Suç sizde değildir. Emin olamıyorsanız bir adım geri çekilip ilişkinizdeki genel kalıba bakın; bu davranışları düzenli olarak uygulayan kişi istismarcıdır.
Aile içi şiddet, kimse onlara fiziksel olarak zarar vermese bile çocukları etkiler. Şiddete tanık olan çocuklarda duygusal, sosyal ve gelişimsel zorluklar, ruh sağlığı sorunları, okulda problemler, saldırgan davranış ve düşük öz saygı görülme olasılığı artabilir. Bu deneyimler sağlıklı çocuk gelişim sürecini olumsuz etkileyebilir. Şiddet bazen hamilelikte başlar ya da ağırlaşır ve hem annenin hem bebeğin sağlığını riske atabilir. Bazı ebeveynler yardım aramanın aileyi dağıtacağından ya da çocukların alınacağından korkar; oysa yardım almak, hem çocuklarınızı hem kendinizi korumanın en sağlıklı yoludur.
Kendinizi tehdit altında ya da korkmuş hissediyorsanız bir güvenlik planı yapmak değerlidir. Güvendeyken bir kadın sığınağını ya da destek hattını arayabilir; kıyafet, yedek anahtar, telefon şarjı ve önemli belgeleri içeren bir acil çantayı güvenli bir yerde hazır tutabilir; nereye gideceğinizi önceden planlayabilirsiniz. Dijital güvenlik de önemlidir. İstismarcı kişi telefon, bilgisayar ya da araçtaki konum özellikleriyle sizi izleyebilir. Bu yüzden şifrelerinizi değiştirmek, tarama geçmişini temizlemek ve gerektiğinde güvenli bir yerdeki farklı bir cihazı kullanmak işinize yarayabilir. Unutmayın, ilk ve en önemli adım güvendiğiniz birine anlatmaktır; bu kişi bir aile üyesi, bir arkadaş ya da bir sağlık çalışanı olabilir.
Türkiye'de aşağıdaki kaynaklara başvurabilirsiniz:
Bunların yanında bir sağlık profesyoneli, kadın sığınağı, danışmanlık merkezi ya da baroların adli yardım birimleri de size yol gösterebilir.
Çocukları korumak, tek bir konuşmadan ya da tek bir önlemden çok daha fazlasıdır. Her gün kurduğunuz sıcak ve güvenli bağın doğal bir sonucudur. Duygularını ciddiye aldığınız, sınırlarına saygı gösterdiğiniz ve ne olursa olsun yanında olacağınızı hissettirdiğiniz bir çocuk, kendini hem daha güvende hem daha güçlü hisseder.
Eğer siz ya da bir çocuk şu an güvende değilse, lütfen bunu yalnız taşımayın. Güvendiğiniz birine anlatmak, bir uzmana ya da destek hattına ulaşmak, atabileceğiniz en cesur ve en sevgi dolu adımlardan biridir. Çünkü hiç kimse istismarı ya da şiddeti hak etmez ve yardım çoğu zaman bir telefon kadar yakınınızdadır.
For live sessions and content → Click to download the app!