
Nature Communications’ta Ekim ayında yayımlanan bir araştırma, yaratıcı faaliyetlere katılmanın beyin yaşlanmasını yavaşlatabileceğini ortaya koydu. Araştırma ekibinin yürüttüğü çalışmada, müzikle ilgilenmenin, dans etmenin, sanat üretmenin ve bazı strateji video oyunlarını oynamanın daha genç görünümlü bir beyinle ilişkili olduğu bildirildi.
Çalışmanın yazarı ve Universidad Adolfo Ibáñez’deki Latin Amerika Beyin Sağlığı Enstitüsü Direktörü Agustín Ibáñez, yaratıcı uğraşların yalnızca profesyonel sanatçılarla sınırlı olmadığını belirtti. Ibáñez, bu aktivitelerin stres ve belirsizlik içeren günlük yaşamda beyin sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini ifade etti.
Araştırma kapsamında dünya genelinden bin 467 sağlıklı katılımcının beyin aktivitesi görüntüleme verileri incelendi. Katılımcılar arasında tango dansçıları, müzisyenler, görsel sanatçılar ve strateji video oyunu oyuncuları yer aldı. Araştırmacılar, beynin biyolojik yaşı ile gerçek yaşı arasındaki farkı hesaplamak için “beyin saatleri” adı verilen modeller kullandı. Ibáñez, beyin bağlantısı ölçümleriyle tahmin edilen yaş ile kronolojik yaş arasındaki farkın beyin yaşlanmasının hızını değerlendirmeye yardımcı olduğunu belirtti.
Elde edilen verilere göre dans, müzik, görsel sanatlar ve strateji video oyunları, gecikmiş beyin yaşlanmasıyla ilişkilendirildi. Uzun süreli pratik yapanların beyinlerinin hobi amaçlı ilgilenenlere göre daha genç göründüğü bildirildi. Araştırmada en genç beyne sahip grubun, kronolojik yaşlarından ortalama yedi yıl daha genç biyolojik beyne sahip olduğu belirtilen üst düzey tango dansçıları olduğu kaydedildi.

Yaratıcı becerilerde yeni olan katılımcıların da belirli düzeyde fayda sağladığı görüldü. Araştırmacılar, 24 katılımcıyı stratejik düşünme gerektiren “StarCraft II” oyununu oynamak üzere eğitti. Kontrol grubundaki katılımcılar ise daha kural temelli olan “Hearthstone” oyunu konusunda eğitim aldı. Üç ila dört haftaya yayılan 30 saatlik eğitimin ardından “StarCraft II” oynayan grupta beyin yaşlanmasının daha yavaş ilerlediği tespit edildi.
University College London’dan psikobiyoloji ve epidemiyoloji profesörü Daisy Fancourt, çalışmanın güçlü ve doğrulanmış yöntemler kullandığını belirtti. Fancourt, önceki araştırmaların da sanatsal faaliyetlere katılımın daha genç biyolojik yaşla ilişkili olduğunu gösterdiğini söyledi.
Yaratıcı aktivitelerin yalnızca aktif katılım yoluyla değil, başkalarının ürettiği sanatı deneyimleme yoluyla da koruyucu etki gösterebileceği bildirildi. Sanat etkinliklerine katılımın ileri yaşlarda bilişsel gerilemeyi yavaşlatabileceğine dair bulgulara dikkat çekildi.
Florida Üniversitesi Sanat ve Tıp Merkezi’nden Jill Sonke’nin de aralarında bulunduğu ekip tarafından yürütülen 2022 tarihli bir araştırmada 4 bin 344 yaşlı yetişkin incelendi. Haftada üç saate kadar konser, tiyatro veya müze gibi etkinliklere katılan kişilerin takip eden yıllarda daha iyi hafıza performansı gösterdiği ifade edildi.
Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Stacy Andersen’in yürüttüğü başka bir araştırmada ise bilişsel olarak uyarıcı hobilere katılan yaşlı yetişkinlerin, ailelerinde ileri yaşlara ulaşan bireyler bulunmasa bile benzer düzeyde bilişsel işlev gösterebildiği bildirildi. Andersen, yeni bir hobi edinmenin gelecekteki bilişsel sağlığı destekleyebileceğini belirtti.
Uzmanlar, yaratıcı aktivitelerden fayda sağlamak için odaklanma gerektiren bir akış hâlinin önemine işaret etti. Ayrıca sosyal bağları güçlendiren hobi grupları, hareket içeren yaratıcı faaliyetler ve geç yaşta hobi edinmenin sağlayabileceği amaç duygusuna dikkat çekiliyor.