Parkinson riskinde gizli etkenlere dikkat: Kahve, kuru temizleme ve pestisit detayı!

Parkinson riskinde gizli etkenlere dikkat: Kahve, kuru temizleme ve pestisit detayı!

Bir zamanlar nispeten nadir görülen Parkinson hastalığı artık dünyada en yaygın nörolojik rahatsızlıklardan biri hâline geldi ve Alzheimer’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Hastalıkla yaşayan kişi sayısı son 25 yılda iki kattan fazla artarak 8,5 milyona ulaştı ve bu sayının 2050’de 25,2 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor.

Parkinson’ın titreme, kas katılığı ile denge ve koordinasyon bozuklukları gibi temel belirtileri, hareketi kontrol eden bazal gangliyon bölgesindeki nöronların bozulmasından kaynaklanıyor. Vakaların yüzde 10 ila 15’i kalıtsal mutasyonlarla ilişkilendirilse de geri kalanı bilinen bir nedeni olmayan “sporadik” vakalar olarak tanımlanıyor. Hastalığın semptomlarını yönetmeye yönelik tedaviler bulunsa da ilerlemeyi yavaşlatan bir yöntem ya da kesin bir tedavi mevcut değil.

Son yıllarda yapılan çalışmalar, Parkinson riskinin bazı yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle ilişkili olabileceğini ortaya koyuyor. 2018 tarihli bir meta-analiz, orta ve yüksek yoğunluklu egzersizin riski azaltabileceğini gösterirken bazı araştırmalar tam, işlenmemiş gıdaları temel alan sağlıklı diyetlerin koruyucu olabileceğini belirtiyor. Geçtiğimiz yıl yayımlanan bir araştırma ise hava kirliliğine daha yüksek düzeyde maruz kalmanın Parkinson riskini artırdığını ortaya koydu.

Uzmanlar, daha az bilinen bazı risk faktörlerinin kişisel adımlarla azaltılabileceğini belirtiyor.

Kahve veya çay tüketiminin Parkinson’la ilişkisi

Kafein içeren içeceklerin Parkinson riskini azaltabileceğine dair tutarlı bulgular bulunuyor. Kafeinin oksidatif stresi ve beyindeki iltihabı azalttığı biliniyor. 2010 tarihli bir meta-analiz, daha yüksek kafein alımının daha düşük Parkinson riski ile ilişkili olduğunu doğruladı. Bu ilişki kahve, çay, kola ve çikolata gibi kaynaklarda görülürken kafeinsiz kahvede aynı etki gözlemlenmedi.

The Washington Post’tan Meeri Kim’in haberine göre, Singapur’daki Duke-NUS Tıp Fakültesi’nden Eng-King Tan, “Çalışmalar, Amerika, Avrupa veya Asya fark etmeksizin, kahve ve çay içmenin koruyucu etkisine dair çok tutarlı bir ilişki gösteriyor. Günde iki ila üç fincan kahve veya çayı 10 yıl boyunca tüketirseniz risk genelde yüzde 25 ila 30 azalıyor,” dedi. Tan ve meslektaşlarının 2023 tarihli çalışması, Parkinson’a genetik yatkınlığı olan bireylerin kahve veya çay tüketerek gelecekteki risklerini düşürebileceğini ortaya koydu.

Kuru temizleme kimyasallarına dikkat edilmesi öneriliyor

Triklor etilen (TCE) adı verilen endüstriyel çözücü, uzun yıllar kuru temizleme ve yağ giderme işlemlerinde kullanıldı ve çeşitli kanser türleri ile üreme, sinir ve bağışıklık sistemine zarar vermekle ilişkilendirildi. TCE ve ilişkili kimyasallara yüksek maruziyetin Parkinson riskini artırabileceğine dair kanıtlar giderek güçleniyor.

Rochester Üniversitesi’nden Ray Dorsey, PCE kullanmayan kuru temizlemecilere yönelmeyi öneriyor. Dorsey, kıyafetlerin eve getirildiğinde poşetten çıkarılıp dışarıda havalandırılmasını da tavsiye ediyor.

Pestisit maruziyeti ile Parkinson riski arasında bağ bulundu

Araştırmalar, yüksek düzeyde pestisit maruziyetinin Parkinson hastalığıyla bağlantılı olduğunu gösteriyor. 2011 tarihli bir çalışma, Kaliforniya’da yoğun tarım yapılan bir bölgede pestisitlere maruz kalmanın Parkinson riskini üç kat artırdığını bildirdi.

Organik ürünlere yönelmenin, idrarda tespit edilen pestisit biyobelirteçlerini birkaç gün içinde azalttığı biliniyor. UCLA’dan Jeff M. Bronstein, “Pestisitlere maruziyeti azaltmak önemlidir. Bazı meyve ve sebzeler çok daha fazla kalıntı içerir, örneğin çilek gibi,” diyerek organik olsun ya da olmasın, tüm ürünlerin yıkanması gerektiğini vurguluyor.