
“Koşulsuz sevgi” olarak da tanımlayabileceğimiz sevme hâlini bireyin kendine de duyabilmesi ve gösterebilmesi, öz sevgi kavramını doğurur. Öz sevgi, “bireyin kendisini tüm yönleriyle kabul ve takdir edip kendisine sevgi gösterebilmesi” olarak tanımlanabilir. Bireyin kendini sevebilmesi, olumlu ve olumsuz tüm niteliklerinin farkında olmasına ve daha iyi versiyonuna dönüşüp değişmeyi tercih edebilmesine olanak tanır.
Kendine sevgi gösterebilen biri, yaşam akışını sekteye uğratan kriz anlarında hayatın neşe kadar kederi de içinde barındırdığını ve hata yapabilmenin sıradanlığını kabul eder. Bu noktada öz sevgi, bireyin yaşam deneyimini oluşturan her durumda kendine şefkat gösterebilme yeteneğini açığa çıkarır. Fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığını dengede tutabilmesine, yaşamına iyi gelebilecek rutinleri uygulayabilmesine, ilişkilerini sağlıklı duygular üzerine inşa edebilmesine ve sınırlarını doğru çizebilmesine yardımcı olur.
Bireyin kendini her koşulda ve her hâliyle sevebilmesi; zorlu deneyimlerin içinde fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığını koruyabilmesinde önemli bir rol oynar. Düz bir çizgide ilerlemeyen yaşam dinamiklerine karşı esnek ve sağlıklı bir bakış açısı geliştirmesine olanak tanır. İnsan, her ne kadar konforlu alanından çıkmak istemese de bazı durumlar, bireyin o alandan çıkmasına neden olur. Böyle anlarda sevgi kavramına ilişkin sağlıklı bir bakış açısı geliştirememiş biri, başına gelen tüm olumsuz gelişmelerde kendini suçlamaya ve mevcut koşulları zorlaştırmaya meyilli olur. Oysa bu kişi; kendi mevcudiyetine sevgi, şefkat ve saygı ile yaklaşabilirse zorlu gidişatın üstesinden daha kolay şekilde gelebilir.
Kendini sevebilen bireyler, zor anlarda kendine haksızlık edecek davranışlardan ve koşulları daha zor hâle getirmekten uzak bir yaklaşım sergileyebilir. Ayrıca yüksek stres ve kaygı seviyeleriyle sağlıklı bir şekilde baş etmek için kendilerine uygun yöntemler geliştirebilir, yaşamın olumsuz deneyimlerine karşı daha esnek bir yaklaşım sergileyebilirler.
Öz sevgi, bireyin kendisine yönelik düşünceleri ve yaklaşımları haricinde sosyal ve romantik ilişkileriyle de yakından ilişkili bir kavram. Hayatına öz sevgiyi dâhil edebilmiş bireyler, sevmeye ve sevilmeye dair sağlıklı yargılar geliştirebilirler. Bu noktada sevgiyi başta kendilerine gösterebildiklerinden güçlü temeller üzerine inşa edilmiş ilişkiler kurabilirler. Özellikle romantik ilişkilerinde kendilerinin ve partnerlerinin ihtiyaç duyduğu sınırları korumaya, sevgi dolu bir ilişki kurmaya hazır olurlar.
Öz sevgi kavramını yaşamına davet edememiş bireyler ise genellikle sevgiyi, ilişki kurduğu bireylerden görmeyi arzular çünkü sevmeyi ve sevilmeyi kendi benliklerinde deneyimleyemedikleri için sevgiyi salt başkalarına gösterilebilecek bir duygu olarak tanımlarlar. Bu sebeple ilişkilerinde herhangi bir sorun yaşadıklarında ilişkilerinin sona ermesinden ve sevgisiz kalmaktan korkar hâle gelirler. Zamanla ilişki içinde öz güvensiz yaklaşımlar sergilemeye meyilli olurlar. Dolayısıyla sağlıklı ve sevgi dolu ilişkiler kurabilmek için bireylerin önce kendilerini sevebilmeleri gerekir.

Kendini sevmek, koşulsuz sevgiyle tanışmamış bireyler için anlaşılması zor bir kavram olabilir. Özellikle çocukluk dönemlerini, kendine ve çevresindeki bireylere sevgi göstermeyi deneyimleyememiş ebeveynlerle geçirmiş kişiler; öz sevgiden uzak bir yaşam kurar. Onların sevginin iyileştirici ve dönüştürücü gücünü bilmemeleri, sevgiyi yalnızca bir başkasına duyulan bir duygu olarak tanımlamaları; benliklerinden uzaklaşmalarına neden olur. Benliğinden uzaklaşmış biri zorluklarla, mevcut durumlardan kendini sorumlu tutarak, baş etmeye çalışır. Bu noktada yaşam; olumlu duygu ve deneyimlerin ıskalandığı, keyifsiz ve mücadele edilmesi gereken bir hâl alabilir. Dolayısıyla her bireyin öz sevgi kavramıyla tanışması ve kendini sevmek üzerine çalışması çok önemli.
Kendinize sevgi gösterebildiğinizde kriz anlarının öğretici yanlarını keşfetmeye başlarsınız. Olumsuz koşulların geçici olduğunu fark eder, koşulları zihinsel ve ruhsal olarak güçlendiren fırsatlar olarak görmeye yatkın hâle gelirsiniz. Böylece yaşamın inişlerin ve çıkışların yaşandığı, keyifli anlar kadar kötü günlerin de olduğu, bütünleşik bir akış olduğunu kabul edersiniz. İnsanlarla güvenli alanınızı ihlal etmeyecek ilişkiler inşa eder, sevginin dönüştürücü gücünün farkına vararak sağlıklı iletişim becerileri geliştirirsiniz.
Fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığınızın dengede olmasına katkı sağlayan öz sevginin olumlu etkilerinden yararlanmak için yaşamınıza dâhil edebileceğiniz kolay ama etkili yöntemler bulunuyor. Öz sevgiye alan açmanızı sağlayacak bazı yöntemleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Yaşamınızda öz sevgiye yer açarak kendinizi tüm yönlerinizle kabul ve takdir edebilmek için öz sevgi meditasyonu yapabilirsiniz. Öz sevgi meditasyonu, kalbiniz ve benliğinizle bağlantı kurabilmenize yardımcı olarak sevgiye dair yerleşmiş, konforsuz düşüncelerinizden arınmanıza katkıda bulunur. Kendinize şefkatle yaklaşarak sevginin iyileştirici gücünü keşfetmenizi sağlayacak öz sevgi meditasyonunu şu şekilde uygulayabilirsiniz: