
Kaygı, hepimizin zaman zaman tanıştığı bir duygu. Kimi günler bir sunum öncesi kalbinizi hızlandırır, kimi günler sebebini adlandıramadığınız bir tedirginlik olarak eşlik eder. Uzmanlar, hafif düzeyde anksiyete yaşayan kişilerin beslenme düzeni, egzersiz, uyku alışkanlıkları ve bazı tamamlayıcı yöntemlerle belirtilerini hafifletebileceğini belirtiyor.
En baştan net olalım: Bu yöntemler geleneksel tedavilerin yerine değil, onlara destek amacıyla düşünülmeli. Şiddetli anksiyete belirtileri ya da panik atak yaşıyorsanız yalnızca bu yöntemlere güvenmemeniz, bir ruh sağlığı uzmanından destek almanız çok önemli. Ayrıca alternatif yaklaşımların sonuçları genellikle zamanla görülüyor; kendinize sabırlı davranmanız gerekebilir.
Bu çerçeveyi aklımızda tutarak beslenmeden harekete, uykudan anksiyete için meditasyona uzanan doğal destekleri birlikte inceleyelim. Bu rehberi kaygıyı yönetmenin farklı boyutlarına bakan bir seri olarak da okuyabilirsiniz, zihinsel ve toplumsal boyutu ele aldığımız yanılgılar ve aşırı düşünme rehberimiz bu yazının doğal devamı.
Araştırmalar, beslenme alışkanlıklarının depresyon ve anksiyete üzerinde etkili olabileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar meyve, sebze, yağsız et ve sağlıklı yağlardan oluşan dengeli bir beslenme düzeni önerirken işlenmiş gıdaların ve şeker oranı yüksek yiyeceklerin anksiyeteyi tetikleyebileceğini belirtiyor. Stresin beslenmeyle ilişkisini merak ediyorsanız stres rehberimizde bu bağa daha geniş bir çerçeveden bakıyoruz.
Uzmanların gündelik hayata kolayca taşınabilecek önerileri şöyle:
Araştırmalar, bazı kişilerin günde 200 miligram kafein, yani yaklaşık iki fincan kahve tükettiğinde bile anksiyete yaşayabildiğini gösteriyor. Kendi eşiğinizi tanımak burada çok kıymetli: Kahveden sonra kalbinizin hızlandığını ya da tedirginliğinizin arttığını fark ediyorsanız miktarı azaltmayı ya da öğleden sonra kafeinsiz alternatiflere geçmeyi deneyebilirsiniz.
Alkol ve nikotin ise kısa süreli bir rahatlama hissi verse de uzun vadede anksiyete belirtilerini kötüleştirebiliyor. Ergenlerde alkol ve nikotin kullanımının daha yüksek düzeyde ruhsal sıkıntıyla ilişkili olduğu da belirtiliyor.
Anksiyete bozukluklarının nedenleri uzun süredir araştırılırken yeni bulgular dikkat çekici bir ihtimali gündeme taşıyor: beslenme eksiklikleri. Özellikle kolin adı verilen temel bir besin maddesinin yetersiz alımının anksiyeteyle bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar bu ilişkinin henüz kesinleşmediğini vurgulasa da son çalışmalar, anksiyete yaşayan bireylerin beyinlerinde kolin seviyelerinin daha düşük olabileceğine işaret ediyor.
Boston Üniversitesi'nde diyetisyen ve beslenme uzmanı olan Joan Salge Blake, yumurta gibi gıdalarda bulunan ve suda çözünebilen bu besin maddesinin iyi bir ruh sağlığı için gerekli olduğu ve eksikliğinin anksiyeteye yol açabileceği fikrinin oldukça yeni ve gelişmekte olan bir konu olduğunu söylüyor. Blake'in aktardığına göre kolin hafıza, ruh hâli ve beyin ile sinir sisteminin diğer işlevleri için bir nörotransmitter olan asetilkolinin üretimi açısından gerekli.
University of Western States'te insan beslenmesi ve fonksiyonel tıp direktörü olan Christopher Browne, bu alandaki sistematik derleme ve meta analiz çalışmalarının anksiyete bozukluğu olan kişilerin beyin dokularında belirgin şekilde daha düşük kolin seviyeleri gösterdiğini aktarıyor. Browne'a göre ölçüm kalitesi daha yüksek olan çalışmaların bu ilişkiyi gösterme olasılığının daha yüksek olması, bağlantıya duyulan güveni artırıyor.
Yine de tabloyu eksiksiz kabul etmemek gerekiyor. Browne, bu çalışmaların kolin dışındaki beyin kimyasalları hakkında daha az veri içerdiğini ve bu kimyasalların anksiyete üzerinde önemli etkileri olabileceğini belirtiyor. Diğer beyin kimyasallarının kolinle birlikte anksiyeteyi nasıl etkilediğini, beynin farklı bölgelerindeki kolin seviyelerinin rolünü ve hangi besin maddelerinin bu süreçlere dahil olduğunu anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.
Bu nedenle anksiyeteyle baş ederken ilk seçenek olarak koline yönelmemelisiniz. Browne'un vurguladığı gibi anksiyete bozuklukları, ideal olarak birlikte ele alınması gereken karmaşık fizyolojik ve psikolojik faktörlerin bir birleşimini içeriyor. Süregelen kaygı yaşıyorsanız kişiye özel bir plan geliştirmek için nitelikli bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önemli. Bununla birlikte bir beslenme uzmanına danışmak, kolin ya da beyin işlevini ve ruh sağlığını etkileyebilecek diğer besin öğelerini artırmanız gerekip gerekmediğini belirlemenize yardımcı olabilir.
Güncel kolin önerisi kadınlar için günde 425 miligram, erkekler için ise günde 550 miligram. Ancak Blake, birçok yetişkinin günlük ihtiyacının yalnızca yaklaşık yüzde 65 ila 70'ini karşıladığını belirtiyor. Kolin çoğunlukla et, kümes hayvanları, balık ve yumurta gibi hayvansal kaynaklarda bulunuyor; bazı baklagiller, tahıllar ve sebzelerde de yer alıyor. Beslenmesinde kolin eksikliği olan kişilere uzmanlar yumurta, soya fasulyesi ve shiitake mantarı gibi kolin açısından zengin gıdaların tüketimini artırmayı ya da gerekirse takviye kullanımını önerebiliyor.
Blake'in paylaştığı bazı örnekler şöyle:
Bu sayılar bir hedef listesi değil, yalnızca fikir vermesi için. Takviye kullanmayı düşünüyorsanız kendi başınıza başlamak yerine mutlaka bir uzmana danışın.
Düzenli hareket, stresi azaltmanın en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor. Üstelik anksiyete için egzersiz dendiğinde akla gelen saatlerce süren yoğun antrenmanlar değil. Amerikan Anksiyete ve Depresyon Derneği, yalnızca beş dakikalık aerobik egzersizin bile anksiyete karşıtı etkileri tetikleyebileceğini belirtiyor. On dakikalık tempolu bir yürüyüşün ise birkaç saatlik bir rahatlama sağlayabildiği aktarılıyor.
Bu, işe koyulmak için harika bir haber: Kaygılı hissettiğiniz bir günde ayakkabılarınızı giyip mahallenizde kısa bir tur atmak bile fark yaratabilir. Keyif aldığınız bir hareket biçimi seçmek, bunu sürdürülebilir kılmanın en kolay yolu.
Uykunun kaygılı bir beyni adeta yeniden düzenleyebildiği belirtiliyor. Uyku kalitenizi desteklemek içinse birkaç sade alışkanlık yeterli olabilir: Her gün mümkün olduğunca aynı saatlerde uyumak ve yatmadan önce parlak ekranlardan uzak durmak, uzmanların en sık önerdiği başlangıç adımları.
Kaygının uykuyu bozması ile bozulan uykunun kaygıyı artırması çoğu zaman birbirini besleyen bir döngü oluşturur. Bu döngüyü kırmak için akşam rutininize küçük bir yumuşama anı eklemeyi deneyebilirsiniz: ılık bir duş, birkaç dakikalık nefes çalışması ya da telefonunuzu yatak odasının dışında bırakmak gibi.
Kaygılı günlerde en çok merak edilen konulardan biri de anksiyete meditasyon ilişkisi. Araştırmalar; meditasyon, yoga ve nefes egzersizlerinin kaygıyı azaltmada etkili olabileceğini gösteriyor. Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi'ne göre meditasyon anksiyete belirtilerini hafifletmeye yardımcı olmasının yanı sıra uyku kalitesini de iyileştirebiliyor. Yani tek bir pratik, hem zihninizi sakinleştirmeye hem de uykunuzu desteklemeye aynı anda katkı sağlayabilir.
Anksiyeteye iyi gelen meditasyon arayanlar için başlangıç eşiği oldukça düşük. Uzun oturumlar hedeflemek yerine güne birkaç dakikayla başlayabilir, nefesinizi saymak ya da bedeninizi baştan ayağa tarayan basit bir farkındalık pratiği denemek gibi kısa uygulamalarla ilerleyebilirsiniz. Düzenlilik, süreden daha değerli.
Yoga da benzer şekilde kaygı üzerinde olumlu etkilere sahip. Örneğin on iki oturumluk bir Hatha yoga programının anksiyeteyi önemli ölçüde azalttığı ortaya konmuş durumda. Nefesle birleşen hareket, hem bedeninizdeki gerginliği çözmeye hem de zihninizi şimdiki ana çağırmaya yardımcı olabilir.
Bu rehberdeki başlıkların hiçbiri tek başına bir çözüm değil, birlikte düşünüldüğünde ve zamanla sürdürüldüğünde anlam kazanıyorlar. Hepsini bir anda hayatınıza katmaya çalışmak yerine size en kolay geleniyle başlayabilirsiniz: belki akşam kahvesini bırakmak, belki on dakikalık bir yürüyüş, belki de yatmadan önce birkaç dakikalık anksiyete için meditasyon pratiği.
Bir kez daha hatırlatalım: Bu doğal destekler, profesyonel tedavinin yerine geçmez. Belirtileriniz yoğunsa, panik atak yaşıyorsanız ya da kaygınız gündelik hayatınızı zorlaştırıyorsa bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak en değerli adım olacaktır. Kendinize destek aramak, güçlü olmanın en somut biçimlerinden biri.
Canlı oturumlar ve içerikler için → Tıkla, uygulamayı indir!